16 Tem 2010

Tüketici elektroniği ürünlerinde dünya liderliğini üstlenen ve geliştirdiği ürün ve çözümlerle birçok "ilk"e imza atan LG'nin geliştirdiği yeni M80 serisi, dahili woofer hoparlörüyle öne çıkan ilk ve tek monitör tv olma özelliğiyle evinizdeki eğlence anlayışına yepyeni bir deneyim katıyor.

"Her geçen gün daha fazla sayıda kullanıcı, dijital içerikleri evlerindeki teknolojik cihazlarda seyredip dinlemek istiyor. M80 monitörler, dahili woofer hoparlörünün yanı sıra, USB tak-çalıştır özelliğiyle, müşterilerin gereksinimlerini tek bir ürünle eksiksiz bir biçimde karşılayacak." diyen LG İş Çözümleri İş Birimi Başkan Yardımcısı Brian Kwon, sözlerine şöyle devam etti; "M80 serisinin çok üstün ses özellikleri ve çok çeşitli eğlence seçenekleri, tüketiciler için monitör televizyonlara yönelik yepyeni bir dünyanın kapılarını açıyor."

Seyret, Dinle, Çalış, Oyna
"Sınırsız güç" kavramı çerçevesinde tasarlanmış olan yeni M80, televizyon programları, müzik ve çok çeşitli diğer eğlence seçeneklerinin hepsini bir arada sunabilecek şekilde donatıldı. Serinin en üstün modeli olan M80DF, gelmiş geçmiş en büyük surround X ses sistemini sağlamak üzere, dahili bir woofer hoparlörü içeren ilk monitör televizyon olma özelliğini taşıyor. LG'nin M80 monitörlerinde aynı zamanda, mega kontrast oranıyla kullanıcıların FULL HD içerikleri en yüksek kalitede seyredebilmesine olanak tanıyor.

M80, video oyunları ve DVD'ler için ideal bir platform sağlarken, aynı anda video kamera ve dijital fotoğraf makinesi gibi diğer dijital cihazlara da kolaylıkla bağlanabiliyor.

Monitör Tasarımında Yepyeni Bir Aşama:
Yeni M80 Serisi, tüketicilere neredeyse her mekana mükemmel bir biçimde uyum sağlayabilen ince dış çerçevesi ve 16.5 mm derinliğiyle zarif ve şık bir monitör tv olarak ön plana çıkıyor.

LED'de Öncü
Tıpkı LG'nin diğer tüm monitörleri gibi son derece çevreci olan M80, civa ve halojen içermediği gibi, doğaya zararlı materyal kullanımını minimuma indiriyor.. Üstelik enerji tasarrufu özellikleri, M80 serisinin piyasanın en tasarruflu monitörleri arasında yer almasını sağlıyor.

DTV'ye yönelik giderek artan talebi karşılamak üzere geliştirilen M80, LG'nin LED monitör teknolojisinde öncü rolünü desteklerken, bilgisayar monitörlerinden beklenen tüm fonksiyonları başarıyla sağlıyor..

Yeni M80, Temmuz ayı itibariyle tüm teknoloji marketlerde satışa sunulacak.SABAH
Continue Reading

12 Tem 2010

15.6 inç büyüklüğündeki WXGA ekran, 1 GB’lık ATI Radeon HD5470 ekran kartı, Intel Core i5/i3 işlemci seçeneğiyle gelen modeller 8 GB’a kadar artırılabilen DD3 RAM desteğiyle birlikte çalışıyor. Geniş ekranında yüksek tanımlı (HD) video içeriğinin izlenebilmesine imkân tanıyan yeni modeller, HDMI çıkışı ile LCD, plazma ve LED televizyonlara direkt olarak bağlanabiliyor.

İçerisinde Windows 7 işletim sistemini bulunduran seri harici ses çıkışı, dahili 1.3 megapiksel kamera, mikrofon özelliklerine de sahip. Kablosuz teknoloji tarafında ise cihazlarda WiMax, WLAN ve Bluetooth var.milliyet
Continue Reading

2 Tem 2010

10. Melissa:
1999 yılında David L. Smith isimli bir kişi Microsoft Word macro tabanlı bir bilgisayar virüsü oluşturdu. Virüs e-postalar aracılığıyla dünya üzerinde hızla yayıldı. Internette mesaj yöntemi ile çoğalan bir macro virüsü olan Melisa, Office 97 ve 2000 dosyalarına bulaşarak yavaş yavaş dosyalarınıza zarar vermeye başlıyor. Adres listenizdeki herkese sizin haberiniz olmadan gönderilen bu virüs başarılı bir şekilde yayılabiliyor ve arkadaşlarınıza da bu virüsü gönderdiğinizden haberiniz olmuyor.

9. ILOVEYOU:
Melissa'ya benzemeyen solucan tipi virüs 2000 yılında Filipinler'den dünyaya yayıldı. Melisa virüsü gibi, e-posta aracılığıyla yayılan virüs, gizli bir hayrandan gelen aşk mektubu başlığıyla e-posta ile geliyordu. Kişi bunu okumak için ekli dosyaya tıklayınca solucan bilgisayarınıza kopyalanıyordu. E-postaların yanında chat yaptığın kişilerin bilgisayarına da bulaşıyor. Virüs etkisini gösterdiği dönemde 10 milyar dolar zarara yol açtı. ILOVEYOU virüsünü kimin yazdığı belirlenemedi. Onel de Guzman adında biri yakalandı ve yargılandı. Ancak suçlamaları asla kabul etmedi.

8. The Klez Virüsü:
2001 yılının sonlarında ortaya çıkan virüs, kurbanın bilgisayarına e-posta ile bulaşıyor, kendini kopyalıyor ve kurbanın adres defterindeki kişilere kendini gönderiyordu. Versiyonuna bağlı olarak Klez virüsü, normal bilgisayar virüsü, solucan veya Truva atı gibi davranabiliyordu. İnternette göründükten sonra, hackerlar virüsü daha etkili olması için değiştirdi. Klez virüsünün en önemli farkı; kendini e-mail yoluyla gönderirken nasıl rastgele bir gönderilen kişi ismi belirleyebiliyorsa yine aynı şekilde rastgele bir gönderen de belirleyebiliyor olmasıdır. Kendi içinde SMTP server özelliğine sahip olan bu virüs, sanki başlı başına bir mail programıymış gibi sizin bilgisayarınızdan bir sürü kişiye, başka başka insanların isimlerini kullanarak mesaj atar.

7. Code Red and Code Red II:
Bu solucanlar 2001 yazında ortaya çıktı. Oldukça tehlikeli olan bu solucanın hedefi Microsoft'un Internet Information Server (IIS) Web sunucusunu kullanan bilgisayarlardı. IIS işletim sistemindeki spesifik zayıf noktaları yakalayıp tespit eden ve bu noktaları sömürmeye çalışan Code Red, Microsoft'un daha sonraları yayınladığı bir yama sayesinde yok oldu.

6. Nimda:
Bu da 2001 yılında internet sayesinde hızla yayıldı. Solucan kurbanın işletim sisteminde arka kapı oluşturuyor. Kurban bilgisayarın yöneticisi olduğunda saldırgan tüm kontrolü alıyor. Nimda solucanın öncelikli hedefleri internet server'larıdır. Bir ev bilgisayarına bulaştığında esas amacı internet trafiğini yavaşlatmaktır. E-posta da dâhil çoklu internet yöntemlerini kullanarak bilgisayardan bilgisayara geçiyor.

5: SQL Slammer/Sapphire:
2003 yılında yeni bir web server virüsü internette yayılmaya başladı. Birçok bilgisayar ağı saldırıya hazırlıksız yakalandı. Sonuç olarak, virüs birçok önemli sistemi yok etti. Virüs tahminen 1 milyar dolar zarara yol açtı. SQL Slammer diğer virüslerin aksine bir Cumartesi günü ortaya çıktığından dolayı zarar da haliyle özellikle şirketler için daha düşük oldu. Ancak buna rağmen 500.000 kadar sunucuya bulaşan ve Güney Kore'nin internet bağlantısını neredeyse 12 saat boyunca dondurmayı başaran SQL Slammer ilk olarak 25 Ocak 2003 yılında görüldü. Sapphire (safir) ismiyle de tanınan ve 75.000 kadar bilgisayarı 10 dakika içerisinde esir almayı başaran SQL Slammer o günlerde global internet trafiği üzerinde son derece etkili olmayı başarmıştı. Fakat Sapphire'in hedefi diğer virüslerin aksine PC kullanıcıları değil sunuculardı.

4.MyDoom:
Yeni ve tehlikeli bir bilgisayar virüsü 2004 yılında Şubat ayının başında yayılmaya başladı. "Mydoom" ya da "Novarg" isimleriyle tanınan solucan türü virüsün e-posta ile yayılarak bilgisayar ağlarında tıkanıklığa yol açıyor ve kişisel bilgisayarlarda uzaktan müdahale ve kontrole izin veren minik bir yazılım yüklüyordu. Virüsün özellikle 1-12 Şubat arasında bilgisayar ağlarını zor durumda bırakacak "denial of service" saldırısı için programlandığı ifade ediliyor. Kısaca "DoS" olarak anılan bu saldırı türünde, bilgisayar ağlarını çalışamaz hale getirmek için sistemleri yavaşlatacak büyüklükte trafik yaratılıyor. Mydoom'un diğer virüsler gibi kullanıcıları ünlülerin uygunsuz resimleri ya da kişisel mesajlarla kandırmak yerine teknik konular içeren bir e-mail görünümündeki mesajlarla yayıldığına dikkat çekiyor.

3. Sasser and Netsky:
Bu virüsler Sven Jaschan adında 17 yaşındaki bir Alman tarafından yaratılıp internette dağıtıldı. Kodlarında benzerlik vardı ama aslında farklı şekilde davranıyorlardı.

Sasser solucanı, benzerlerinin aksine e-posta ile gelmiyor, Windows işletim sistemindeki bir güvenlik açığını kullanarak sisteme sızıyordu. Bir bilgisayara bulaştığında o ağdaki aynı açığın olduğu bilgisayarları araştırıyordu. Böyle bir bilgisayar bulduğunda da kendisini indirmesini sağlıyordu. Rastgele IP adresleri deneyerek Windows'taki açığı arayan Sasser, bulaştığı bilgisayarın sistemini değiştirerek kapanmasını engelliyordu. Fişten çekilmediği sürece virüslü bilgisayar kapanmıyordu.

Netsky ise e-posta ve Windows ağlarını kullanarak yayılıyordu. Virüs, bulaştığı bilgisayarı ele geçiriyor ve hacker tarafından DOS saldırılarında kullanılıyordu. Hacker bir kurban site belirliyordu. Ardından virüslü bilgisayarların sürekli o siteye giriş yapmalarını sağlıyordu. Bunun sonucunda da fazla istek altında kalan sitenin sunucuları çökerek ulaşılmaz hale geliyordu.

2. Oompa-Loompa (OSX/Oomp-A veya Leap.A)
Bu trojanlar o çok övünülen Mac lerin de hiç sandığımız ya da bize lanse edilen kadar güçlü olmadığını gözler önüne seriyor. 2006 yılında ortaya çıkan virüsler yayılmak için chat yaparken anlık mesajları kullanıyor. Bir kez mesaj Mac bilgisayara bulaşınca, listesindeki diğer kişilere de mesaj gönderiyor. Bu mesaj masum bir JPEG görüntüsü gibi görünen virüslü bir dosya gönderiyor. İnternet güvenlik şirketleri, Leap-A programının riskli olmadığını ve kullanıcılar arasında tehlike arzedecek bir şekilde yayılmadığını vurguluyor. Kullanıcıların bu solucanı gördüklerine silmeleri öneriliyor. İşletim sistemi OS X'in sadece 10.4 versiyonu solucandan etkileniyor.

1. Storm Worm:
Bilgisayar güvenlik uzmanları ilk kez solucanı 2006 yılında fark ettiler. Konusunda "230 dead as storm batters Europe." yazan bır e-posta eklentısı olarak ortaya çıktı. Bu eklentiyi açan tüm makineler bu virüsten etkilendi ve bilgisayarları büyüyen "botnet"adın verılen virüsler tarafından yönetilen ağa dâhil oldu. Worm olarak çağrılmasına rağmen, Storm worm, trojan veya spam gibi şeylerden çok daha iyi bir virüs. Ve Storm gelmiş geçmiş en büyük başarıyı yakalayan virüs oldu.

Stormun belki de en korkutucu özelliği farklı şekillerde davranabilmesi. Eğer bir arkadaşınıza PDF gönderiyorsanız Storm kendini bir PDF virüsü olarak ayarlayabılıyor. Eğer e-posta atacaksınız solucan kendini e-postanıza dahil ediyor. Storm'un bulaştığı e-posta düzenli olarak değiştirilip insanlara dağıtılıyor. Ancak genellıkle fırtına ya da hortum gibi tehlike haberlerini konu olarak seçiyorlar.

Virüsün, bilgisayarınızı DoS saldırılarında zombi makina olarak kullanmak ya da veri hırsızlığı yapmak gibi amaçlarla üretilmiş olduğu sanılıyor.ZAMAN
Continue Reading

1 Tem 2010

Google ın aslan payını aldığı internet reklam pazarında artık yerli oyuncuların arasına maxgelir de katıldı

Türkiye’nin gelir paylaşımı reklam ağı MaxGelir.com büyük, küçük demeden tüm yayıncılara büyük reklamverenlere ulaşma fırsatı sunmayı hedefliyor. Mayıs ayı içinde faaliyete geçen MaxGelir.com’da 15’ten fazla reklamveren alternatifi sunulmakta.MaxGelir.com yayıncıları hangi reklamları yayınlamak istediklerine kendileri karar verdiklerinden dolayı, yayınlanacak reklamlar üzerinde tam kontrole sahipler. Web site sahipleri MaxGelir reklamlarında uygunsuz ya da içeriklerine uymayan reklam sürprizi yaşamıyorlar.Şu anda teknik ayarları ve görüşmeleri süren diğer reklamverenlerle beraber, MaxGelir.com yayıncıları, 2 ay içinde 50’nin üzerinde reklamveren alternatifinden seçim yapıyor olacaklar.

MaxGelir.com, Temmuz ayının sonuna kadar sürdüreceği “Arkadaşını Öner” promosyonuyla, üyelerine önerdikleri diğer yayıncıların gelirlerinden de 6 ay boyunca %20 komisyon kazanma imkanı da sunuyor.

Trafiğini daha karlı bir şekilde paraya çevirmek istiyorsanız, hemen siz de maxgelir.com ‘a giderek, ücretsiz olarak MaxGelir.com yayıncısı olun.

Reklamverenler de MaxGelir.com’u seçiyor

MaxGelir.com’da reklamverenler de tek noktadan geniş yayıncı ağına ulaşmak ve istedikleri reklam modeliyle çalışma imkanı buluyorlar. Reklamverenler, 200’ü aşkın sitede farklı reklam modelleriyle reklam yayınlayabiliyorlar.

- Satış Başına Reklam: Sitenizden gerçekleşen satıştan beli bir yüzde ya da sabit bir tutar ödeyeceğiniz sistem (Örneğin gerçekleşen satış tutarından %10 ya da satılan her ürün için 5 TL gibi)
- Kayıt / Form başına Reklam: Sizin istediğiniz bilgileri tamamını içeren formu dolduran ya da sitenize kayıt olan her kullanıcı için sabit bir ödeme yaptığız sistem.
-Tıklama Başına Reklam: Tıklama başına ödeme yaptığınız sistem
-Gösterim Başına Reklam: Görsellerin gösterim adedi üzerinden ödeme yaptığınız sistem.
MaxGelir.com hem reklamverenlerine hem de yayıncılarına kazandırıyor.

maxgelir.com
Continue Reading